Yalın dönüşüm



Yalın Dönüşüm / Verimliliğin Şifresi ( Lütfi Apilioğulları)

Bize öğretilenlerin ne kadarı doğru acaba?

Geçenlerde dört yaşında olan oğlum Kerem ile oyun oynarken kendisine “kedilerin karanlıkta daha iyi gördüklerini” söyledim. Oğlum da bana cevaben “ Nereden biliyorsun ? “ dedi.

Donakaldım resmen. Nereden bilebilecektim ki.Ben hiç kedi gözü ile dünya’ya bakmamıştım ve bakan birisine de raslamamıştım. Sadece bana öyle öğretilmişti ve bende daha önce birçok şeyde olduğu gibi öğretilenlerin doğru olduğunu pek araştırma ihtiyacı hissetmeden peşinen kabul etmiştim.

Peki ya gerçekten kediler karanlıkta daha iyi görmüyorlarsa veya bana öğretildiği zaman görüyorlardı da artık şu an bu özellikleri kalmadı ise.?

Bize hep bir şeyler söylendi ve bizler de peşinen kabul ettik, uyguladık. Tıpkı üretim operasyonlarında da olduğu gibi.

 Makine boş durmasın çalışsın üret dediler; hep ürettik ve stokları şişirdik.
 Prosesde problem olduğu zaman, sakın makineyi durdurma üretime devam et. Hataları sonra düzeltiriz, şimdi üretim yapmalıyız dediler; hep ürettik ve hatalı ürünleri çöpe attık.
 Makineyi bakıma sonra alırsın zaman yok dediler; hep ürettik ve makineyi kısa zaman içinde iş göremez duruma getirdik.
 Çok aldın mı ucuz olur dediler; çok malzeme getirdik, malzeme stoğunu şişirdik, üretim bitti fazla malzeme elimizde kaldı.
 Enjeksiyonları bu tarafa, montajı şu tarafa yerleştirin dediler; proses adaları oluşturduk, akışın önünü kestik, ara stokları şişirdik ve yarı mamulleri oradan oraya taşıdık.
 Bu müşteri çok önemli sakın üretimde hata olmasın dediler; hat sonuna ilave kontrol elemanı koyduk ama yinede hatasız ürün gönderemedik.

Hep denilenleri yaptık ancak yinede istediğimiz sonucu alamadık, verimli olamadık. Çünkü araştırmadık, gelişmeleri takip etmedik ve yeniliklere açık olmadık.

Dünya genelinde insanları üç gruba ayırıyorlar.

Birinci grup : Oldukça azınlık ve küçük bir topluluk. Tüm gelişmeleri, yenilikleri onlar yapıyor. Hayatımıza giren ve bize fayda sağlayan her yeni sistemde, teknolojide onların imzası bulunuyor.

İkinci grup : Birinci gruptan biraz daha geniş bir topluluk ki her ne kadar gelişmelere yön vermeseler de en azından teknolojiyi, gelişmeleri sürekli takip ediyor, sorguluyor, daha önceleri yaptıklarını yeni sistemler ile kıyaslıyor ve iyi olanı uygulamaya çalışıyor.

Üçüncü grup : Birinci ve ikinci grup ile kıyaslanamayacak ölçüde muaazam bir kalabalığın oluşturduğu topluluk. Ne Dünya’da olan bitenden haberleri var nede gelişmeleri takip ediyorlar. Sadece onlara ne öğretilmiş ise onunla yetiniyorlar.

Biz acaba hangi gruba aitiz ?

Global ekonomik krizin etkileri kolay kolay geçecek gibi gözükmüyor. Hatta bazı uzmanlar artık hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını ve bu şekilde yaşamaya kendimizi hazırlamamız gerektiğini bile belirtiyorlar. En geçmişin tükenmeyecek sandığımız kaynak bolluklarından yakın geçmişin kısıtlı kaynak imkanlarına ve buradan da yakın geleceğin olmayan kaynak yokluğuna doğru yol aldığımız şu dönem de tüm işletmelerin en öncelikli konusu kaynakların daha etkin kullanılması yani Verimli olabilmek.

Özetle ; daha çoğu daha az ile yapabilmek. (more and more with less and less).

 Peki nedir acaba verimliliğin şifresi ?
 Verimli olabilmek için neleri yapmak ve neleri yapmamak gerekiyor ?

Bu soruların cevabını bulabilmek için öncelikle içinde bulunduğumuz üçüncü gruptan araştırma yapan, sorgulayan ve yeniliklere açık olan ikinci gruba doğru geçiş yapmalıyız.

İkinci gruba geçtik. Artık araştırıyoruz , sorguluyoruz ve bize öğretilenler ile yeni gördüklerimizi kıyaslıyoruz. Kimler neler yapmışlar, nasıl gelişmişler ve nasıl Dünya Sınıfı Üretici (World Class Manufacturer) olmuşları inceleyerek yaptığımız birçok şeyin aslında doğru olmadığını, yaptıklarımızı aslında yapmamamız gerektiğini ve bunların verimsizliğimizin en önemli sebepleri olduğunu öğreniyoruz. Bize öğretilmeyen çekme sistemini, üretimde akışın sağlanması gerekliliğini, duruş kültürünü, sürekli iyileştime felsefesini ve daha birçok aslında yeni olmayan ve uzun yıllardır var olan şeyleri yeni öğreniyoruz.

Evet, artık öğrendik. Verimliliğin şifresi yalın olmak. Bir başka ifade ile “Yalın düşünmek, yalın üretmek ve yalın insalar yetiştirmek”.

Tıpkı Toyota’nın kırk yıl önce yapmaya başladığı ve halen devam ettirdiği gibi.

Operasyonel Mükemmellik / Yalın Değişim Yöntemi ( Lütfi Apilioğulları)

Yalın ya da Toyota sistemleri denilince bir çok kişi değer akış haritaları, çekme sistemi, 5S, kanban gibi teknik terminolojilerin olduğu sistemleri aklına getirir. Bu kısmen doğrudur ancak gerçek bir dönüşüm için asla tek başına yeterli değildir.

Değişim sürecinin temel olarak üç sacayağı vardır ve bunlar birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Herhangi biri olmaz ise değişim sürecinin başarıya ulaşması mümkün değildir.

Bunlar,

  • Uzun dönemli strateji ile kararlılık ve sabır gösterme,
  • Problemleri gün yüzüne çıkaran üretim ve operasyon sistemleri tasarlama,
  • Problem çözmeye istekli ve becerikli insanlar yetiştiren insan sistemlerine sahip olmak.

 

Buradan değişim sürecinin sadece teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda insan davranış ve düşünce tarzlarını ilgilendiren sosyolojik bir konu olduğunu görmekteyiz. Zaten yalın dönüşüm sürecini iyi yönetemeyip, başarısızlığa uğrayan firmaların yaptığı temel yanılgı değişimin sosyolojik boyutunu atlayıp, teknik kısmına odaklanarak fiziksel değişimi sağlamaya çalışmalarıdır. Sosyal açıdan kabul görmeyen ve insanları ikna etmeden gerçekleştirilen değişim süreci ve bunun etkilerini, insanlar gönülü olarak kabul etmezler, kabul etmiş gibi yaparlar.

Sistem yayıncılık. 2013