IoT Devrimi (Nesnelerin İnterneti)

Home - Dijital Dönüşüm - IoT Devrimi (Nesnelerin İnterneti)

İnternet dünyanın her yerine yayıldı. Yaşamımızı ön görülemez şekilde etkilemeye devam ediyor. Ancak yolculuk henüz bitmedi, belki de yeni başlıyor. Şimdilerde her tür nesnenin İnternete bağlandığı yeni bir çağın içindeyiz. Mülkiyet kavramının ortadan kalktığı, mobilitenin odak felsefe olduğu; insanların alışkanlıklarının/davranışlarının sosyolojik açıdan yeniden şekillendiği, eskiye hiç benzemeyen toplum modellerinin oluştuğu ve bildiğimiz birçok şeyin geçerliliğini yitirdiği yeni bir dönem: Nesnelerin İnterneti (IoT: Internet of Things).

Literatürde IoT ile ilgili birçok tanım mevcuttur. Kimileri IoT ‘yi dijital sistemler ile fiziksel dünyanın etkileşimi olarak tanımlarken; kimileri ise her tür nesneye bilişim yeteneğinin kazandırıldığı bir paradigma olarak bakmaktadır. Bu tanımlar doğrudur ancak biz burada, bu tanımları da baz alarak kendi tanımızı yapmaya çalışacağız.

Ama, öncelikle teknolojinin buraya nasıl geldiğine kısaca bir bakalım.

Teknolojik Gelişim: Transistor!

Endüstriyel gelişim evreleri bize hep, ‘buhardan güç elde edilmesi, Ford seri üretim, otomasyon ve 4.0’ kronolojisine göre anlatıldı. İşin aslına bakacak olursak kronoloji yanlış değil ancak günümüz teknolojisinin bu duruma gelmesinin altındaki ana nedenlerden biri transistorun icadıdır. Başta, Telekom sektörü olmak üzere tüm elektronik sektöründe kullanılmaya başlanan transistor olmasaydı – ne akıllı telefon olur ne de internet bu denli gelişebilirdi. Neden mi?

Dijital sistemler ikili sayı sistemi prensiplerine göre çalışırlar. Yani, her bilgi bitler seviyesinde ve ikili durumun varyasyonları (1, 0) şeklinde temsil edilir. Elektronik sistemlerde ikili durumu oluşturabilmek için transistor dediğimiz devre elemanlarından faydalanılır. Transistorlar üç bacaklı devre elemanlarıdır. Base dediğimiz orta bacağına gerilim geldiğinde çıkışı kısa devre, gerilim gelmediğinde ise çıkışı açık devre olur. Bir bakıma 1(on), 0 (off) anahtarlama işlevi gören transistorlar ikili durumun algılanabilmesine olanak sağladıklarından dolayı dijital sistemlerin temelini oluştururlar. Bit dediğimiz her bir dijit, dijital sistemlerde bir transistore karşılık gelir. Dijital sistemlerdeki transistor sayısı kapasite ve işlem hızını doğrudan etkiler.

Transistor ilk icat edildiğinde (bell laboratuvarları, 1947) boyutları küçük değildi. 1970’lerde boyutları 10 mikrona (örümcek ağı) kadar indirgenerek, bir mikroişlemci içine 2000 civarı transistor yerleştirilebildi. Bu sayede bazı ileri seviye hesaplamalar daha hızlı yapılmaya başlandı. Teknolojinin gelişimi durmadı ve transistor boyutları her geçen yıl daha da küçülerek 2000’lerde 180 nm (kâğıt kalınlığı) şimdilerde ise bir virüsten daha küçük boyutlara, 20 nm seviyelerine kadar indirgendi. Bu sonuç bir mikro işlemci ya da entegre devre içine milyarlarca transistorun konumlandırılabilmesine olanak sağladı. Bu sayede, ekipmanların da boyutları küçüldü, cebimize girdi, hız ve kapasiteleri arttı. Bugün elimizde bulunan akıllı telefonlarda 10-12 sensor, milyarlarca transistor bulunmaktadır. Bu sayede, akıllı cihazlarda, aynı anda birçok işi, hızlı bir şekilde yapabiliyoruz.

Şimdi yeniden asıl konumuza, nesnelerin internetine geri dönelim.

 Nesneden Akıllı Nesneye

Nesne (the things), fiziksel dünyadaki her tür varlığı temsil eder: İnsan, makine, ürün, eşya, vs. Endüstriyel çağda nesneler arasında kısıtlı iletişim vardı. Genelde büyük cihazlar kullanılarak gerçekleştirilebilen bu iletişim, bugün transistor ve mikro elektronik alanındaki gelişmeler sayesinde nesne seviyesine indirgenmiştir. Bugün çok küçük boyutlu sensor ve iletişim modülleriyle nesnelere algılama, yorumlama ve iletişime geçme yeteneği kazandırabiliyoruz (SIC: Sense, Interpret, Communication). Nesne üzerine ikincil bir anahtar ekleyip, nesneyi akıllı nesneye dönüştürebiliyoruz (public key: object; private key: smart).

IoT Devrimi

Nesnelerin akıllı duruma gelebilmesi değişimin önünü inanılmaz boyutlarda açmıştır. Ölçeğin hesaplanamaz, öngörülemez şekilde büyümesi ve akıllı nesnelerden elde edilen küçük verilerin, toplamdaki büyük etkisi, iş süreçlerini ve modellerini üretimden sağlığa, enerji yönetiminden toplumsal yaşama kadar her alanda değiştirmektedir.

Bir değişimin devrim olarak tanımlanabilmesi için sosyolojik olarak insana dokunması, toplumsal yaşamı etkilemesi ve bir felsefesinin olması gerekir. IoT bu karakteristiğe sahip gibi görünüyor, John Deere örneğinde olduğu gibi.

John Deere traktör firması, klasik olarak ürettiği traktörlerini IoT uyumlu yaparak, (akıllı traktör) sahada çalışan traktörlerden topladığı bilgileri ürün performansını ve müşteri davranışlarını modellemek için kullanmıştır. Sahadaki akıllı traktörlerden gelen veriler doğrultusunda ürün performans analizlerini gerçek zamanlı yaparak, elde ettiği bulguları bir sonraki yeni ürün tasarım aşamasında kullanmış ve yine aynı datalardan elde etiği kritik bilgileri müşterisi ile paylaşarak ekipmanların arıza olmadan bakım, onarım sürecine girmesini tesis etmiş, ürüne ait yazılım güncellemelerini internet üzerinden yapabilmiştir. Ancak işin en ilginç yanı IoT uyumluluk sonucunda bazı bölgelerde traktör satmak yerine kiralama modeline geçmiştir!

IoT, veri kavramını stratejik bir silaha dönüştürebilmektedir. Verinin ait olduğu amacı dışında da kullanılabiliyor olması yorum çeşitliliğini ve çözünürlüğü artırarak sahanın daha net, anlamlı bir hal almasına olanak sağlıyor. Oyunun şekli ve kuralları değişiyor, gelecek IoT üzerine kuruluyor. Artık, IoT uyumlu olmayan bir nesnenin, işletmenin ya da toplumun rekabetçi olabilmesi, ayakta kalabilmesi pek mümkün olamayacak gibi gözüküyor.

Buradan yola çıkarak IoT’nin tanımını şu şekilde yapabiliriz sanıyorum.

IoT, algılama, yorumlama ve iletişime geçme yeteneği ile donatılmış akıllı nesnelerin internet üzerinden diğer akılı nesne ve dijital sistemlerle etkileşime geçebildiği yeni dünya düzeni, büyük iletişim devrimidir. Devrimin gerçek karakteristiği ise öngörülemez büyüyebilme potansiyelinin oluşturduğu yıkıcı değişimdir.

 

IoT ile gelen bu değişim, yakın bir zamanda birçok şeyle beraber kendini de imha ederek, bambaşka yeni bir çağın açılmasına neden olabileceğini de göz ardı etmemek gerekir kanısındayım.